
Kuyumculuk, halıcılık, gayrimenkul, inşaat ve turizm sektöründen sonra Kanal 24 ile Star gazetesine de ortak olarak medyaya giren Tamince, basındaki hedeflerini Vatan gazetesine anlattı.
13 yaşında memleketi Van’dan Antalya’ya giderek ticaret hayatına atılan Fettah Tamince, babasından öğrendiği ticaret tekniklerini insan ilişkileriyle geliştirerek bugün Türkiye’nin en başarılı iş adamları arasına girdi. Kuyumculuk, halıcılık, gayrimenkul, inşaat ve turizm sektöründen sonra Kanal 24 ile Star gazetesine de ortak olarak medyaya giren Tamince, basındaki hedeflerini Vatan gazetesine anlattı.
Sizinle ilgili doğru veya yanlış çok şey yazıldı, çizildi. Fettah Tamince kimdir, nerede doğdu sizin ağzınızdan öğrenebilir miyim?
Evet, hakkımda çok şey yazılıp çizildi. Yazılanların içinde doğrular olduğu gibi yanlışlar da bir hayli fazla. 1972 Van, Çaldıran doğumluyum. 5’i erkek, 4’ü kız olan 9 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğuyum. Babam manifaturacılık yaptığı için ben de küçük yaştan itibaren babamın dükkanında ticaretle iç içe yaşamaya başladım.
Kendi başınıza çalışmaya kaç yaşınızda ve nerede başladınız?
13 yaşında iken, yani 1985’te, Antalya’ya gittim ve orada çalışmaya başladım. Ticaret ile meşgul olan bir aileden geldiğim için yabancılık çekmedim ve turistlerin yoğun olduğu Antalya’da turistik eşya ve halıcılık üzerine yoğunlaşarak ticaret yaptım.
13 yaşında çalışmaya başlayarak mı bugünkü konuma geldiniz?
Evet. 13 yaşında ticareti Van’da köylülerle yaptım. Daha sonra Antalya’da ülke insanı ile şimdi de dünya ile yapıyorum. Kendinizi yetiştirebiliyorsanız önünüz açık. Sürekli kendinizi yenilerseniz aşamayacağınız hiçbir engel kalmaz.
Eğitiminize 13 yaşında ara mı verdiniz?
Hayır. 13 yaşında hem çalıştım hem de Antalya’da lise eğitimime devam ettim. Beş yıl kadar halıcılık yaptım. Daha sonra Almanya’ya giderek orada da halıcılık yapmaya başladım. Antalya ve Almanya’da halıcılık yaparken, kuyumculuk işine de girdim. İşler iyi gidiyordu, başka alanlarda da yatırım yapmak istedim. Türkiye’ye tatile gelenler Antalya’dan ev almak istiyordu. Ben de arkadaşım Ali İhsan Sav ile birlikte Antalya Kemer’de 20 villanın inşaatına başladım.
Gayrimenkul işine böyle mi başladınız?
Müşterilerimizden biri denize sıfır villa istedi. Kemer’de denize sıfır parsellerin tamamı turizm imarlı olduğu için villa yapılamıyordu. Bunun üzerine Antalya Çamyuva’da denize sıfır, yarım kalmış bir otel inşaatı bulduk. Villa isteyen yabancı müşterime burayı gösterdim ve birlikte otel yapalım dedik. Yarım kalan otel inşaatını satın alıp kısa sürede 2000 yılında ilk otelimiz, 180 odalı Labada Oteli’ni hizmete açtık.
Otelciliğe başlamanız Labada ile oldu öyle mi?
Labada Oteli ile otelciliğe adım atınca gördüm ki bu işte iş var. Turistler ile artık daha çok iç içeydim. Hangi turist, hangi oteli neden, niçin beğeniyor çok iyi biliyordum. Otel işini de ortağımla iyi öğrendik ve başarılı da olduk. Ondan sonra yeni oteller için arsa aramaya başladık. Bulduğumuz arsaları yabancı iş adamlarına götürüp otel yapalım önerisinde bulundum. Labada Oteli’ni açtıktan sonra gördüm ki otel inşaatı yapmak ile otel işletmek farklı şey. Otel yönetimi ile otel işletmeciliğini ayıralım fikrini ortaya koydum. Otel işletmeciliği bir marka olmalı fikrini benimsedim.
Rixos Oteli böyle mi doğdu?
2001 yılında ilk Rixos Oteli’ne Ukraynalı bir iş adamı arkadaşımla başladık. İnşaatını 8 ayda bitirerek hizmete açtık. Halen aynı arkadaşımla hem bu otelde hem de farklı bir iki işte beraberliğimiz sürüyor.
Şu anda nerelerde ve kaç oteliniz var?
Şu anda 11 otelimiz faaliyette. Belek, Bodrum, Konya, Ankara, Beldibi, Sungate, Astana, Almaata (16 Eylül’de açılıyor), Dubrovnik, Dubai (yıl sonuna kadar açılacak), Ukrayna, Turuskaves ve Tekirova Rixos Oteli faaliyette. Yıl sonunda 3 tane daha Rixos açacağız. Bir tane ile de el sıkıştım; toplam 14 oluyor. 2010 yılında da inşaatları devam eden Viyana, Bahreyn ve Katar’daki otelleri devreye sokacağız.
“El sıkıştığınız” otelin nerede olduğunu söylemediniz?
Turgay Ciner’e ait Antalya Lara bölgesinde bulunan Larespark Otel. Satın alma işi gerçekleşirse Rixos Lara olacak.
Türkiye’de yaptığınız en büyük iş hangisi?
İstanbul’da Harbiye Kongre Merkezi; 127 bin metrekare inşaat yapıyoruz. Tamamı yer altında bu inşaatın. 11 ayda yaptık. Eylül ayı içinde teslim ediyoruz. Türkiye’deki Rixos Otelleri’ni biz inşaa ettik.
Sizce kriz atlatıldı mı?
Bence krizi önce dünya atlatacak, sonra biz. Siz de biliyorsunuz ki bizim imrendiğimiz süper ekonomileri yerle bir etti. Liberallik abidesi dediğimiz Amerika ve İngiltere gidip banka ve şirket satın alabiliyor ise bunun vehameti ortada. Ancak bunlarda başlayan toparlanma Türkiye’ye de yansıyacaktır. Benim inancım Türkiye çok hızlı toparlanacak. Çünkü önce turizm sektörü bu krizden güçlü çıkacak. Bölgede önemli bir çekim merkezi hâline geldik. Gelen turistlerin çeşitliliğine bakıldığında sadece Avrupalı ve Rus değil, Ortadoğu, Orta Asya, Doğu Avrupa, İran bütün bu ülkelerden talep var. Türkiye’nin her yerinde dünyanın her tarafına mal ve hizmet satışı var. En büyük şansımız çevremizdeki ülkelerden çok daha ilerdeyiz. Bu da Türkiye’yi cazibe merkezi yaptı.
Başbakan Erdoğan “Kriz bizi teğet geçti” demişti. Sizce gerçekten kriz bizi teğet mi geçti?
Sayın Başbakan buna daha sonra açıklık getirdi. Teğet geçmek demek hiç uğramamak değildir. Sürtünerek geçti, yani daha fazla zarar vermeden az bir tahribatla geçti demek istediğini düşünüyorum.
Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile kuvvetli bir dostluğunuz var. Bu dostluk ne zaman ve nasıl başladı?
2002 seçimlerinden sonra AK Parti büyük çoğunlukla iktidara gelmiş, Sayın Erdoğan Başbakan değil, AK Parti Genel Başkanı olarak yurt dışı geziler yapıyordu. Sayın Erdoğan’ın Orta Asya seyahatlerinde Antalya Ticaret Odası kontenjanından ben katıldım. Sayın Erdoğan’ı daha önce hiç tanımıyordum. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, Erdoğan onuruna verdiği yemekte ayak üstü ‘bir dostum’ diye beni Tayyip Bey’e takdim etti. Tayyip Bey de bana sıcak ilgi gösterdi. Tayyip Bey’in bu sıcak ilgisinden çok etkilendim. Heyecanlı ve girişimci olduğum için Tayyip Bey’e başladım projeleri bir bir anlatmaya. Kendileri de “İstanbul’a geldiğinde bana uğra görüşelim” dedi. Ben de bu fırsatı kaçırmadım ve İstanbul’a gittiğimde bir randevu alıp ziyaretine gittim. Hem kendimi hem vizyonumu hem de işlerimi Sayın Erdoğan’a anlattım. Dostluğumuz böyle başladı. Baktım ki samimi, projelere duyarlı ve açık, etrafına duvar örmeyen bir lider. Ben de etkilendim. O gün bu gün peşinden gidiyoruz. Allah kısmet ederse gitmeye de devam edeceğim.
Başbakan ile ailece de görüşür müsünüz?
Evet, ailece de görüşürüz. Sayın Başbakan tatil için de otellerimiz tercih ediyor. Biz de son derece memnun oluyoruz.
Sayın Başbakan sizin misafiriniz mi oluyor, yoksa ücretini ödeyerek mi otellerinizde konaklıyor?
Sayın Başbakan ve ailesini misafir etmeyi çok arzu ediyoruz. Ancak bu konularda çok hassas, “Bizim misafirimiz olun” teklifimizi kabul etmiyor ve otellerimizde kaldığı süre zarfındaki ücretlerini her defasında ödüyorlar.
Başbakan Erdoğan ile ilişkileriniz sadece dostluk ilişkisi mi, yoksa başka diyaloglarınız da var mı?
Hem Sayın Başbakan’ın hem de Genel Başkanı olduğu AK Parti’nin Türkiye’ye getirdiği bir vizyon var. Ben sadece ticari kazanım ve endişelerimle bu ülkede yaşamıyorum. Ülkenin bütün dinamiklerine ilgi duyuyorum. Sayın Başbakan’ın ortaya koyduğu vizyon ve aksiyonla bizim birçok nokta ortak paydamız. Dolayısıyla dostluğumuz ülke geleceği adına Sayın Başbakan ve AK Parti uygulamaları ile örtüşüyor.
Başbakan Erdoğan ile belli cemaat veya buna benzer yapılanma içinde bir ilişkiniz var mı?
Hayır, Sayın Başbakan’la hiçbir cemaat ilişkimiz yok. Daha önce de belirttiğim gibi belli noktalarda aynı hassasiyetlere sahibiz. İkimiz de muhafazakâr demokratız, liberal görüşü benimsiyoruz.
Fethullah Gülen ile yakın ilişkide olduğunuz yorumları var. Gerçekten öyle mi?
Hoca Efendi’yi çok sever ve sayarım. Yaptıklarına da saygı duyarım. Çok önemli ve hayırlı bir yapılanmanın liderliğini yapıyor. Bana göre bu Türkiye’nin dünyadaki en önemli projelerden biridir. Gerek öğrencilik yıllarımda gerekse iş hayatımda Hoca Efendi’ye yakın durdum.
Hoca Efendi’ye yakın durmanız size yarar mı zarar mı getiriyor?
Sayın Başbakan ile dostluğumuz konusunda soru sordunuz. Açıkçası ben, dostluklar bana ne getirir, ne götürür tartmak için terazi taşımıyorum. Dostluklarım asla bir amaç taşımaz. Belli değerler çerçevesinde Hoca Efendi’nin ortaya koyduğu vizyona katkı sağlamak, içinde olmak veya takipçisi olmak, tamamıyla değer yargılarımla doğru orantılıdır. Bu yapılanlar, millet, memleket ve insanlık için doğru adımlar ise bunları desteklerim. Bana kâr mı zarar mı getirir bakmam. Çünkü Hoca Efendi’nin yaptıklarını takdir etmek bana düşmez. Ancak değerlendirmek için çok daha önceleri karar vermiştim zaten. O zaman o misyonun Türkiye ve dünya çapında böyle bir büyüklüğü yok idi. Ben de Prof. Aydın Ayaydın Hoca’nın röportaj yapacağı seviyede bir iş adamı değildim. Ancak benim bu misyona olan inancım o gün ne idiyse bugün de odur. Belki o zamanlar kaybedeceğim çok bir şey yoktu. Bugün de bu hesaplar içinde değilim. Bunlar Tayyip Bey için de geçerli. Sayın Başbakan’ı çok geç tanıdım, ancak yıllarca aynı misyonu takip ettim.
Fethullah Gülen’i ziyaret eder misiniz?
Ederim. Hoca Efendi kabul ettiği sürece ziyaretine giderim.
Ziyaretine gittiğinizde, “Bir talimatınız var mı?” diye sorar mısınız?
Sorarım. Ancak hiçbir talimat vermez. Yapısı itibarı ile nezaket abidesi bir insan. Ülke ve insanlık adına temennileri olabilir. Oradan kendimize bir ders çıkarabilirsek takip ediyoruz.
AK Parti Hükümeti döneminde sermayenin el değiştirdiği ve yeni zenginler yaratıldığı iddiası var. Buna ne dersiniz?
Türkiye bir transformasyon yaşıyor. Anadolu’nun birçok şehrinde dünya ile entegre olmuş muhafazakâr demokrat müteşebbisler var. Bunlara dönem dönem Anadolu Aslanları, Anadolu Kaplanları denildi. Artık herkes kabul etmeye başladı ki bunlar ülkenin önemli iş adamları ve sermaye birikimleri var. Bir zamanlar ulaşımın ve iletişimin kısıtlı olduğu dönemlerde sermaye de eğitim de kültür ve sanat da İstanbul’u merkez bildi. Günümüzde artık insanlar doğup büyüdükleri yerlerde yatırım yapıp dünya ile bütünleşiyor. Şehirlerindeki siyasi, ekonomik ve kültürel kalkınmaya katkı sağlıyor. Bu insanlar son 5 yılda AK Parti’nin zengini veya ortaya çıkardığı iş adamları değil. Ak Parti’nin Türkiye’deki diğer şirketlere getirdiği avantaj ve katkı ne ise, bunlara da aynısı. Dolayısıyla belli bir öncekiler ve sonrakiler diye ayırmak, an azından o kişilere haksızlık olur.
Öteki mahalle kavramına ne dersiniz. Gerçekten Türkiye’de farklı mahalleler var mı?
Kendi adıma söyleyebilirim ki ben böyle bir şeyle karşılaşmadım. Ne AK Parti döneminde ne de AK Parti öncesi dönemde. Çünkü ben diyaloğa açık biriyim. Benimle ilgili ön yargıları olan insanlara da kendimi anlatma yolunu seçtim. Şunu anladım ki farklı düşüncemiz, farklı ideolojilerimiz aslında bir zenginlik. Ancak şunu sorarsanız, hem var hem de oldu.
Kürt açılımına ne diyorsunuz?
Sayın Başbakan bunu demokrasi açılımı olarak seslendirdi. Bu söylem benim de hoşuma gitti. Gerçek anlamda bireysel hak ve özgürlüklere indirgersek, toplumda bireyi öne çıkarabileceğimiz projeyi gerçekleştirebilirsek, sorunları minimize etmiş oluruz. Ben de bir Doğulu olarak, Türkiye’nin doğusuna ve aynı zamanda batısına yansıyan, herkesi ilgilendiren, günün sonunda kazananı olmadığını düşündüğüm bu kavganın, demokratik açılımla sonuçlanmasını destekliyorum.
Kanal 24 ve Star Gazetesi’nin ortağı oldunuz. Nereden çıktı medyaya girme fikri? Birileri mi size önerdi, yoksa kârlı bir sektör olarak mı görüyorsunuz?
“Her yol mübah, ne olursa olsun para kazanmalıyım” diye düşünen bir iş adamı değilim. Ben de birçok değerli iş adamımız gibi Türkiye’deki sosyal gelişmelere, toplum yapısına, eğitim düzeyine ilgi duymaktayım. Bu konuların gelişmiş toplumlardaki seviyelerine ulaşması için imkanların el verdiği ölçüde gayret gösteriyorum. Medya hiç şüphesiz ki toplumumuz için en önemli sektörlerden biri. Nasıl ki Rixos’ta “bizce”sini yapıyor isek, medyada böyle bir açığın olduğunu düşündük. Türkiye’nin geçirdiği bu transformasyon sürecinde yeni bir medya tanımı olması gerektiğini düşündüm. Bu vizyona paralel hareket edeceğiz. Bir medya kurumu yapılandırmak istiyoruz. Bunun için ilk adımı atıp bir TV ve bir gazeteye ortak olduk.
Medyada büyüme hedefiniz var mı?
Büyümeden öte, medyada misyonumuza uygun bir yapılanma gerçekleştirmek istiyoruz.
Hangi takımı tutuyorsunuz?
Fenerbahçe
Aziz Yldırım’ı nasıl buluyorsunuz?
Çok başarılı. En büyük Başkan bizim başkan.
Fenerbahçe bu yıl şampiyon olmazsa Aziz Yıldırım gider mi?
Aziz Yıldırım istemediği sürece gitmez. Yıldırım ne zaman isterse o zaman gider.