03 Eylül 2009 Perşembe

Erbakan, TV5'i Doğan Grubu'na 23.5 milyon TL'ye sattı


Milli Görüş’ün yayın organı TV5’in karasal yayın lisansının, Doğan Grubu’na devri ile ilgili görüşmeler önceki gün sonuçlandı.
Erbakan, TV5'i Doğan Grubu'na 23.5 milyon TL'ye sattı Kayıp trilyon borçlarını mı ödeyecek?

SP Genel Başkan Yardımcısı Şeref Malkoç ile Doğan Grubu’ndan Taha Akyol’un yürüttüğü görüşmeler sonunda Tv5’in karasal yayın hakkı, 23,5 milyon TL’ye Doğan Holding’in oldu.

MİLLİ Görüş’ün yayın organı Tv5’in karasal yayın lisansı, CNN Türk’e karasal yayın lisansı arayan Doğan Grubu’na devredildi. Tv5’e lisans için 23.5 milyon TL ödendi. Paranın 13 trilyonunun Erbakan’ın Refah Partisi’yle ilgili ‘kayıp trilyon’ davası için ödeme yapılması bekleniyor. Milli Görüş lideri, eski başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın onayıyla SP Genel Başkan Yardımcısı Şeref Malkoç ile Doğan Grubu’ndan Taha Akyol’un yürüttüğü görüşmeler sonunda Tv5’in karasal yayın hakkı, 23.5 milyon TL’ye Doğan Holding’in oldu. Görüşmeler sonunda ücret de ödendi.

Saadet Partisi, Tv5’in ulusal ölçekte karasal yayın yapma hakkını Yozgat’ta yerel bir televizyon kanalı sahibinden 200 bin dolara satın almıştı. Tv5’in, 76 il ve 480 ilçede karasal yayın yapma hakkı bulunuyor. Doğan Holding’in, tüm Türkiye’ye ulaşan karasal yayın hakkını, CNN Türk’ü yeniden anten yayınına taşımak için kullanmayı planlıyor.

MALKOÇ DOĞRULADI

SP’nin hukukçu kurmaylarından Şeref Malkoç, Doğan Grubu ile yürütülen görüşmeleri doğruladı. Malkoç, “Anadolu İletişim Hizmetleri A.Ş. yönetim kurulu üyesi olarak yaptığım görüşmelerin sonuna yaklaştık. Görüşmeler ve mutabakatlar, aşama aşama yürütülüyor. Açıklamayı bir iki gün içinde
yapacağız” dedi. SP’nin tanıtım ve medyadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Teoman Rıza Güneri de süreçte aktif rol alıyor.

‘KAYIP TRİLYON’ BORCU

SP kulislerinde, satıştan elde edilecek gelirin, Necmettin Erbakan’ın malları üzerindeki tedbirin kaldırılmasında kullanılacağı öne sürülüyor. Erbakan’ın siyasete veda etmesine neden olan Refah “kayıp trilyon” davasında faizlerle birlikte yaklaşık 13 milyonTL’lik bir borcun oluştuğu kaydediliyor. Erbakan’ın Ankara’da oturduğu ev başta olmak üzere bazı mal varlıklarına tedbir konulmuştu.

Habertürk

KURTLAR VADİSİ PUSU TANITIM FİLMİ (VİDEO)


KURTLAR VADİSİ PUSU EKİM'DE STAR TV'DE!..İŞTE PUSU'NUN YENİ SEZON TANITIM FİLMİ!..(VİDEO)

İşte Türkiye'nin en çok izlenen dizisi Kurtlar Vadisi'nin yeni sezon tanıtım filmi...


Türkiye'nin en çok izlenen, konuşturan ve konuşulan dizisi Kurtlar Vadisi Pusu'nun yeni sezonunun çekimlerine 15 Eylül'de başlanacak.



Dizinin yayın hakkını satın alan Star TV ilk tanıtım videosunu yayınladı...


FETTAH TAMİMCE'DEN VATAN'A RÖPORTAJ


Kuyumculuk, halıcılık, gayrimenkul, inşaat ve turizm sektöründen sonra Kanal 24 ile Star gazetesine de ortak olarak medyaya giren Tamince, basındaki hedeflerini Vatan gazetesine anlattı.


13 yaşında memleketi Van’dan Antalya’ya giderek ticaret hayatına atılan Fettah Tamince, babasından öğrendiği ticaret tekniklerini insan ilişkileriyle geliştirerek bugün Türkiye’nin en başarılı iş adamları arasına girdi. Kuyumculuk, halıcılık, gayrimenkul, inşaat ve turizm sektöründen sonra Kanal 24 ile Star gazetesine de ortak olarak medyaya giren Tamince, basındaki hedeflerini Vatan gazetesine anlattı.

Sizinle ilgili doğru veya yanlış çok şey yazıldı, çizildi. Fettah Tamince kimdir, nerede doğdu sizin ağzınızdan öğrenebilir miyim?

Evet, hakkımda çok şey yazılıp çizildi. Yazılanların içinde doğrular olduğu gibi yanlışlar da bir hayli fazla. 1972 Van, Çaldıran doğumluyum. 5’i erkek, 4’ü kız olan 9 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğuyum. Babam manifaturacılık yaptığı için ben de küçük yaştan itibaren babamın dükkanında ticaretle iç içe yaşamaya başladım.

Kendi başınıza çalışmaya kaç yaşınızda ve nerede başladınız?

13 yaşında iken, yani 1985’te, Antalya’ya gittim ve orada çalışmaya başladım. Ticaret ile meşgul olan bir aileden geldiğim için yabancılık çekmedim ve turistlerin yoğun olduğu Antalya’da turistik eşya ve halıcılık üzerine yoğunlaşarak ticaret yaptım.

13 yaşında çalışmaya başlayarak mı bugünkü konuma geldiniz?

Evet. 13 yaşında ticareti Van’da köylülerle yaptım. Daha sonra Antalya’da ülke insanı ile şimdi de dünya ile yapıyorum. Kendinizi yetiştirebiliyorsanız önünüz açık. Sürekli kendinizi yenilerseniz aşamayacağınız hiçbir engel kalmaz.

Eğitiminize 13 yaşında ara mı verdiniz?

Hayır. 13 yaşında hem çalıştım hem de Antalya’da lise eğitimime devam ettim. Beş yıl kadar halıcılık yaptım. Daha sonra Almanya’ya giderek orada da halıcılık yapmaya başladım. Antalya ve Almanya’da halıcılık yaparken, kuyumculuk işine de girdim. İşler iyi gidiyordu, başka alanlarda da yatırım yapmak istedim. Türkiye’ye tatile gelenler Antalya’dan ev almak istiyordu. Ben de arkadaşım Ali İhsan Sav ile birlikte Antalya Kemer’de 20 villanın inşaatına başladım.

Gayrimenkul işine böyle mi başladınız?

Müşterilerimizden biri denize sıfır villa istedi. Kemer’de denize sıfır parsellerin tamamı turizm imarlı olduğu için villa yapılamıyordu. Bunun üzerine Antalya Çamyuva’da denize sıfır, yarım kalmış bir otel inşaatı bulduk. Villa isteyen yabancı müşterime burayı gösterdim ve birlikte otel yapalım dedik. Yarım kalan otel inşaatını satın alıp kısa sürede 2000 yılında ilk otelimiz, 180 odalı Labada Oteli’ni hizmete açtık.

Otelciliğe başlamanız Labada ile oldu öyle mi?

Labada Oteli ile otelciliğe adım atınca gördüm ki bu işte iş var. Turistler ile artık daha çok iç içeydim. Hangi turist, hangi oteli neden, niçin beğeniyor çok iyi biliyordum. Otel işini de ortağımla iyi öğrendik ve başarılı da olduk. Ondan sonra yeni oteller için arsa aramaya başladık. Bulduğumuz arsaları yabancı iş adamlarına götürüp otel yapalım önerisinde bulundum. Labada Oteli’ni açtıktan sonra gördüm ki otel inşaatı yapmak ile otel işletmek farklı şey. Otel yönetimi ile otel işletmeciliğini ayıralım fikrini ortaya koydum. Otel işletmeciliği bir marka olmalı fikrini benimsedim.

Rixos Oteli böyle mi doğdu?

2001 yılında ilk Rixos Oteli’ne Ukraynalı bir iş adamı arkadaşımla başladık. İnşaatını 8 ayda bitirerek hizmete açtık. Halen aynı arkadaşımla hem bu otelde hem de farklı bir iki işte beraberliğimiz sürüyor.

Şu anda nerelerde ve kaç oteliniz var?

Şu anda 11 otelimiz faaliyette. Belek, Bodrum, Konya, Ankara, Beldibi, Sungate, Astana, Almaata (16 Eylül’de açılıyor), Dubrovnik, Dubai (yıl sonuna kadar açılacak), Ukrayna, Turuskaves ve Tekirova Rixos Oteli faaliyette. Yıl sonunda 3 tane daha Rixos açacağız. Bir tane ile de el sıkıştım; toplam 14 oluyor. 2010 yılında da inşaatları devam eden Viyana, Bahreyn ve Katar’daki otelleri devreye sokacağız.

“El sıkıştığınız” otelin nerede olduğunu söylemediniz?

Turgay Ciner’e ait Antalya Lara bölgesinde bulunan Larespark Otel. Satın alma işi gerçekleşirse Rixos Lara olacak.

Türkiye’de yaptığınız en büyük iş hangisi?

İstanbul’da Harbiye Kongre Merkezi; 127 bin metrekare inşaat yapıyoruz. Tamamı yer altında bu inşaatın. 11 ayda yaptık. Eylül ayı içinde teslim ediyoruz. Türkiye’deki Rixos Otelleri’ni biz inşaa ettik.

Sizce kriz atlatıldı mı?

Bence krizi önce dünya atlatacak, sonra biz. Siz de biliyorsunuz ki bizim imrendiğimiz süper ekonomileri yerle bir etti. Liberallik abidesi dediğimiz Amerika ve İngiltere gidip banka ve şirket satın alabiliyor ise bunun vehameti ortada. Ancak bunlarda başlayan toparlanma Türkiye’ye de yansıyacaktır. Benim inancım Türkiye çok hızlı toparlanacak. Çünkü önce turizm sektörü bu krizden güçlü çıkacak. Bölgede önemli bir çekim merkezi hâline geldik. Gelen turistlerin çeşitliliğine bakıldığında sadece Avrupalı ve Rus değil, Ortadoğu, Orta Asya, Doğu Avrupa, İran bütün bu ülkelerden talep var. Türkiye’nin her yerinde dünyanın her tarafına mal ve hizmet satışı var. En büyük şansımız çevremizdeki ülkelerden çok daha ilerdeyiz. Bu da Türkiye’yi cazibe merkezi yaptı.

Başbakan Erdoğan “Kriz bizi teğet geçti” demişti. Sizce gerçekten kriz bizi teğet mi geçti?

Sayın Başbakan buna daha sonra açıklık getirdi. Teğet geçmek demek hiç uğramamak değildir. Sürtünerek geçti, yani daha fazla zarar vermeden az bir tahribatla geçti demek istediğini düşünüyorum.

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile kuvvetli bir dostluğunuz var. Bu dostluk ne zaman ve nasıl başladı?

2002 seçimlerinden sonra AK Parti büyük çoğunlukla iktidara gelmiş, Sayın Erdoğan Başbakan değil, AK Parti Genel Başkanı olarak yurt dışı geziler yapıyordu. Sayın Erdoğan’ın Orta Asya seyahatlerinde Antalya Ticaret Odası kontenjanından ben katıldım. Sayın Erdoğan’ı daha önce hiç tanımıyordum. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, Erdoğan onuruna verdiği yemekte ayak üstü ‘bir dostum’ diye beni Tayyip Bey’e takdim etti. Tayyip Bey de bana sıcak ilgi gösterdi. Tayyip Bey’in bu sıcak ilgisinden çok etkilendim. Heyecanlı ve girişimci olduğum için Tayyip Bey’e başladım projeleri bir bir anlatmaya. Kendileri de “İstanbul’a geldiğinde bana uğra görüşelim” dedi. Ben de bu fırsatı kaçırmadım ve İstanbul’a gittiğimde bir randevu alıp ziyaretine gittim. Hem kendimi hem vizyonumu hem de işlerimi Sayın Erdoğan’a anlattım. Dostluğumuz böyle başladı. Baktım ki samimi, projelere duyarlı ve açık, etrafına duvar örmeyen bir lider. Ben de etkilendim. O gün bu gün peşinden gidiyoruz. Allah kısmet ederse gitmeye de devam edeceğim.

Başbakan ile ailece de görüşür müsünüz?

Evet, ailece de görüşürüz. Sayın Başbakan tatil için de otellerimiz tercih ediyor. Biz de son derece memnun oluyoruz.

Sayın Başbakan sizin misafiriniz mi oluyor, yoksa ücretini ödeyerek mi otellerinizde konaklıyor?

Sayın Başbakan ve ailesini misafir etmeyi çok arzu ediyoruz. Ancak bu konularda çok hassas, “Bizim misafirimiz olun” teklifimizi kabul etmiyor ve otellerimizde kaldığı süre zarfındaki ücretlerini her defasında ödüyorlar.

Başbakan Erdoğan ile ilişkileriniz sadece dostluk ilişkisi mi, yoksa başka diyaloglarınız da var mı?

Hem Sayın Başbakan’ın hem de Genel Başkanı olduğu AK Parti’nin Türkiye’ye getirdiği bir vizyon var. Ben sadece ticari kazanım ve endişelerimle bu ülkede yaşamıyorum. Ülkenin bütün dinamiklerine ilgi duyuyorum. Sayın Başbakan’ın ortaya koyduğu vizyon ve aksiyonla bizim birçok nokta ortak paydamız. Dolayısıyla dostluğumuz ülke geleceği adına Sayın Başbakan ve AK Parti uygulamaları ile örtüşüyor.

Başbakan Erdoğan ile belli cemaat veya buna benzer yapılanma içinde bir ilişkiniz var mı?

Hayır, Sayın Başbakan’la hiçbir cemaat ilişkimiz yok. Daha önce de belirttiğim gibi belli noktalarda aynı hassasiyetlere sahibiz. İkimiz de muhafazakâr demokratız, liberal görüşü benimsiyoruz.

Fethullah Gülen ile yakın ilişkide olduğunuz yorumları var. Gerçekten öyle mi?

Hoca Efendi’yi çok sever ve sayarım. Yaptıklarına da saygı duyarım. Çok önemli ve hayırlı bir yapılanmanın liderliğini yapıyor. Bana göre bu Türkiye’nin dünyadaki en önemli projelerden biridir. Gerek öğrencilik yıllarımda gerekse iş hayatımda Hoca Efendi’ye yakın durdum.

Hoca Efendi’ye yakın durmanız size yarar mı zarar mı getiriyor?

Sayın Başbakan ile dostluğumuz konusunda soru sordunuz. Açıkçası ben, dostluklar bana ne getirir, ne götürür tartmak için terazi taşımıyorum. Dostluklarım asla bir amaç taşımaz. Belli değerler çerçevesinde Hoca Efendi’nin ortaya koyduğu vizyona katkı sağlamak, içinde olmak veya takipçisi olmak, tamamıyla değer yargılarımla doğru orantılıdır. Bu yapılanlar, millet, memleket ve insanlık için doğru adımlar ise bunları desteklerim. Bana kâr mı zarar mı getirir bakmam. Çünkü Hoca Efendi’nin yaptıklarını takdir etmek bana düşmez. Ancak değerlendirmek için çok daha önceleri karar vermiştim zaten. O zaman o misyonun Türkiye ve dünya çapında böyle bir büyüklüğü yok idi. Ben de Prof. Aydın Ayaydın Hoca’nın röportaj yapacağı seviyede bir iş adamı değildim. Ancak benim bu misyona olan inancım o gün ne idiyse bugün de odur. Belki o zamanlar kaybedeceğim çok bir şey yoktu. Bugün de bu hesaplar içinde değilim. Bunlar Tayyip Bey için de geçerli. Sayın Başbakan’ı çok geç tanıdım, ancak yıllarca aynı misyonu takip ettim.

Fethullah Gülen’i ziyaret eder misiniz?

Ederim. Hoca Efendi kabul ettiği sürece ziyaretine giderim.

Ziyaretine gittiğinizde, “Bir talimatınız var mı?” diye sorar mısınız?

Sorarım. Ancak hiçbir talimat vermez. Yapısı itibarı ile nezaket abidesi bir insan. Ülke ve insanlık adına temennileri olabilir. Oradan kendimize bir ders çıkarabilirsek takip ediyoruz.



AK Parti Hükümeti döneminde sermayenin el değiştirdiği ve yeni zenginler yaratıldığı iddiası var. Buna ne dersiniz?

Türkiye bir transformasyon yaşıyor. Anadolu’nun birçok şehrinde dünya ile entegre olmuş muhafazakâr demokrat müteşebbisler var. Bunlara dönem dönem Anadolu Aslanları, Anadolu Kaplanları denildi. Artık herkes kabul etmeye başladı ki bunlar ülkenin önemli iş adamları ve sermaye birikimleri var. Bir zamanlar ulaşımın ve iletişimin kısıtlı olduğu dönemlerde sermaye de eğitim de kültür ve sanat da İstanbul’u merkez bildi. Günümüzde artık insanlar doğup büyüdükleri yerlerde yatırım yapıp dünya ile bütünleşiyor. Şehirlerindeki siyasi, ekonomik ve kültürel kalkınmaya katkı sağlıyor. Bu insanlar son 5 yılda AK Parti’nin zengini veya ortaya çıkardığı iş adamları değil. Ak Parti’nin Türkiye’deki diğer şirketlere getirdiği avantaj ve katkı ne ise, bunlara da aynısı. Dolayısıyla belli bir öncekiler ve sonrakiler diye ayırmak, an azından o kişilere haksızlık olur.

Öteki mahalle kavramına ne dersiniz. Gerçekten Türkiye’de farklı mahalleler var mı?

Kendi adıma söyleyebilirim ki ben böyle bir şeyle karşılaşmadım. Ne AK Parti döneminde ne de AK Parti öncesi dönemde. Çünkü ben diyaloğa açık biriyim. Benimle ilgili ön yargıları olan insanlara da kendimi anlatma yolunu seçtim. Şunu anladım ki farklı düşüncemiz, farklı ideolojilerimiz aslında bir zenginlik. Ancak şunu sorarsanız, hem var hem de oldu.

Kürt açılımına ne diyorsunuz?

Sayın Başbakan bunu demokrasi açılımı olarak seslendirdi. Bu söylem benim de hoşuma gitti. Gerçek anlamda bireysel hak ve özgürlüklere indirgersek, toplumda bireyi öne çıkarabileceğimiz projeyi gerçekleştirebilirsek, sorunları minimize etmiş oluruz. Ben de bir Doğulu olarak, Türkiye’nin doğusuna ve aynı zamanda batısına yansıyan, herkesi ilgilendiren, günün sonunda kazananı olmadığını düşündüğüm bu kavganın, demokratik açılımla sonuçlanmasını destekliyorum.

Kanal 24 ve Star Gazetesi’nin ortağı oldunuz. Nereden çıktı medyaya girme fikri? Birileri mi size önerdi, yoksa kârlı bir sektör olarak mı görüyorsunuz?

“Her yol mübah, ne olursa olsun para kazanmalıyım” diye düşünen bir iş adamı değilim. Ben de birçok değerli iş adamımız gibi Türkiye’deki sosyal gelişmelere, toplum yapısına, eğitim düzeyine ilgi duymaktayım. Bu konuların gelişmiş toplumlardaki seviyelerine ulaşması için imkanların el verdiği ölçüde gayret gösteriyorum. Medya hiç şüphesiz ki toplumumuz için en önemli sektörlerden biri. Nasıl ki Rixos’ta “bizce”sini yapıyor isek, medyada böyle bir açığın olduğunu düşündük. Türkiye’nin geçirdiği bu transformasyon sürecinde yeni bir medya tanımı olması gerektiğini düşündüm. Bu vizyona paralel hareket edeceğiz. Bir medya kurumu yapılandırmak istiyoruz. Bunun için ilk adımı atıp bir TV ve bir gazeteye ortak olduk.

Medyada büyüme hedefiniz var mı?

Büyümeden öte, medyada misyonumuza uygun bir yapılanma gerçekleştirmek istiyoruz.

Hangi takımı tutuyorsunuz?

Fenerbahçe

Aziz Yldırım’ı nasıl buluyorsunuz?

Çok başarılı. En büyük Başkan bizim başkan.

Fenerbahçe bu yıl şampiyon olmazsa Aziz Yıldırım gider mi?

Aziz Yıldırım istemediği sürece gitmez. Yıldırım ne zaman isterse o zaman gider.



26 Mart 2009 Perşembe

Formula 1 TRT 1'de


Türkiye, Hamilton'dan Massa'ya, Raikkonen'den Alonso'ya, Barrichello'dan Kubica'ya kadar birçok ünlü pilotun nefes kesen mücadelesini Cumartesi gününden itibaren özel programlarla TRT 1 ekranlarından izleyebilecek.

Yaklaşık 60 milyon insanın naklen izlediği dünyanın en büyük motor sporları organizasyonu "Formula 1", 3 sene boyunca TRT ekranlarında olacak.

Dünyanın en genç şampiyonu Lewis Hamilton, Hakkinen'in varisi Kimi Raikkonen, 2 kez dünya şampiyonu ünvanlı Fernando Alonso, Brezilya'nın yeni Senna'sı Felipe Massa, tecrübeli pilotlar Barrichello, Fisichella, Trulli, genç yetenekler Kubica, Vettel ve diğerleri kozlarını TRT'de paylaşacak.

Ferrari, McLaren, BMW ve Renault'un akıllara durgunluk veren ve saatte 360 kilometreye ulaşan hız mücadelesi, 2009 sezonu boyunca İstanbul Park'ın da aralarında bulunduğu 17 pistte yine nefesleri kesecek.

İşte bu nefesleri kesecek yarışın tüm gelişmeleri, naklen yayınlar ve özel programlarla Türkiye'nin ekranında olacak.

TRT'nin yayınları; sezonun açılış mücadelesi Melbourne'deki Avustralya Grand Prix'i ile başlayacak.

Cumartesi sabahı saat 08.00'deki sıralama turları ve Pazar sabahı saat 09.00'da başlayacak yarış, TRT 1 ekranlardan naklen yayınlanacak.

"Formula 1" sevenlere bir müjde daha... Yarışlar Serhan Acar'ın anlatımı ve Okay Karacan'ın yorumlarıyla izleyicilerle buluşacak."


09 Ocak 2009 Cuma

Avrupa Yakasi kriz tatiline girdi mi?




İlgiyle izlenen dizilerden ‘Avrupa Yakası’nın, krizden etkilendiği iddialarına senarist ve oyuncu Gülse Birsel’den yanıt geldi.

08 Ocak 2009 12:15



Birsel, tasarruf tedbirleri nedeniyle çekimlerin durdurulduğu ve oyuncuların da iki ay tatile çıkarıldığı haberlerini yalanladı. atv’nin kendilerine çekimlere ara vermeleri yönünde herhangi bir talepte bulunmadığını söyleyen Birsel ‘Diğer kanalların yaptığı gibi ‘Avrupa Yakası’ da ocak ayında iki haftada bir yayınlanacak. 14 ve 28 Ocak tarihlerinde yeni bölümleriyle yayınlanacak. Sadece 21 Ocak’ta gösterilmeyecek. Şubatta ise her hafta yayında olacak’ dedi. atv yetkilileri de çekimlerinin durdurulmadığını ve yeni bölümleriyle ekrana geleceğini açıkladı.

Star



06 Ocak 2009 Salı

KANALD Reyting Yarışından çekildi mi?



Dün öğleden itibaren Kanal D ekranında yayınlanan tanıtımlar izleyiciyi şoke etti....



Kanal D'de dün öğleden bu yana haftaiçi hergün saat 20:00'de Arka Sokaklar, saat 22:00'de Aşk-ı Memnu şeklinde tanıtımlar dönüyor.
Hatta dün akşamda tamda bu şekilde saat 20:00'de Arka Sokaklar saat 22:00'de de Aşkı Memnu dizilerinin tekrarları yayınlandı.
İzleyici şokta 2009 ile birlikte bazı programlarının yayın günlerini azaltan Kanal D bu seferde tüm dizilerini mi yayından mı kaldırdı.
Kanal D Reyting yarışından çekiliyor mu?
Medyaline

KANALTürk 2 PROGRAMINI Bitiriyor



2009´a girerken Kanaturk 2 programını bitiriyor.



Haftaiçi her gün 17.30'da yayımlanan Nükhet Duru'nun sunduğu "Duru Muhabbetler"..
Ve Aysun Kayacı ile Doğa Sülen'in sunduğu, haftaiçi hergün 19.30'da yayımlanan "Yazı Tura" adlı yarışma programı Kanaltürk'e veda etti...
Kanaltürk'ün yeni yıl sürprizi ise yıllardır devam eden ve bir dönem Türkiye'de de ilgiyle izlenen "Cesur ve Güzel" dizisi.. ABD'li yapımcılarla anlaşan kanal, dizinin yeni bölümlerini yılbaşından itibaren yayımlamaya başlayacak.


02 Ocak 2009 Cuma

İşte Kurtlar Vadisi'nin yeni kanalı



Kurtlar Vadisi yapımcıları Raci Şaşmaz ve Bahadır Özdener uzun süredir bir çok kanalla temas halindeydi. Kurtlat Vadisi'nin yeni kanalıyla anlaştığı iddia ediliyor.

Postmedya adlı internet sitesinin haberine göre Kurtlar Vadisi'nin atv ile kesin olarak anlaştığı ve kanalın genel müdürü Fatih Edipoğlu'yla el sıkıştığı ortaya atıldı.

Postmedya'nın haberi şöyle:

"Postmedya'nın aldığı bilgilere göre Vadi yapımcıları, atv ile kesin olarak anlaşarak kanalın genel müdürü Fatih Edipoğlu'yla el sıkıştı.

Dizinin şubat ayında yeni bölümleri ile atv ekranlarında gösterilmeye başlanacak.
Vadi yapımcılarının atv ile görüşmelerinde KanalTürk'ü koz olarak kullandığı belirtiliyor...
Show TV'den Para Alamadılar!
Show TV'nin içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeniyle Pana Film, yapımcılığını yaptığı Kurtlar Vadisi ve Eşref Saati dizilerini askıya almıştı.
Show TV'den bölüm başına 750 Bin TL alan Kurtlar Vadisi'nin, kanaldan son 10 bölümün parasını alamadığı öğrenildi."

İddiaları sorduğumuz Pana Film ise tüm kanallarla görüşmelerin devam ettiğini, herhangi bir kanalla anlaşmaya dair resmi açıklama yapılmadığını bildirdi.



21 Aralık 2008 Pazar

Recep ivedik 2'nin FRAGMANI


Tüm zamanların en çok izlenen Türk filmi unvanını taşıyan ''Recep İvedik 2''in çekimleri tamamlandı ve ilk faragmanı da yayınlandı. İşte Recep İvedik 2

Alınan bilgiye göre, bu yıl gösterime girenler arasında en yüksek izleyici rekorunu 31 hafta

İşte Recep İvedik 2'nin FRAGMANI

gösterimde kalarak toplam 4 milyon 301 bin 641 izleyici ile elde eden ''Recep İvedik'' adlı yapımın ikinci filminin çekimleri İstanbul'da gerçekleştirildi.

Senaryosunu Şahan Gökbakar, Serkan Altuniğne ve Togan Gökbakar'ın yazdığı, yapımcılığını Faruk Aksoy'un üstlendiği filmi, Togan Gökbakar yönetti.

Recep İvedik'in tek akrabası babaannesi ile yaşadıklarını anlatan filmde, başrol oyuncusu Şahan Gökbakar'ın (Recep İvedik) babaannesi rolünü, Gülsen Özbakan canlandıracak. Film, 13 Şubatta vizyona girecek.

Tüm zamanların en çok izlenen Türk filmi unvanını da taşıyan ''Recep İvedik-1''i sırasıyla 4 milyon 256 bin 566 izleyici ile 2005 yapımı ''Kurtlar Vadisi: Irak'' ve 4 milyon bin 711 izleyici ile 2003 yapımı ''G.O.R.A'' takip ediyor.

20 Aralık 2008 Cumartesi

Yemekteyiz PROGRAMININ SIRRI NE


´Yemekteyiz´ yarışması eleştirilse de çok izleniyor. Yemek programı yapan ustalardan Ayşe Tüter´in yorumu çarpıcı



Dedikodu, tartışma ve yarışmacıların birbirlerini aşağılamalarıyla gündeme gelen Show TV'nin 'Yemekteyiz' programını değerlendiren Ayşe Tüter'den ilginç yorum: Bizim insanımız da maalesef dedikoduyu ve çekişmeyi seviyor. Böyle şeyler daha çok ilgi görüyor

Samanyolu'ndan Oktay Aymelek (Oktay Usta), Digitürk'ten (Elmax) Emine Beder, Ayşe Tüter (Türkmax), Sedef İybar ve Star TV'de program yapan Eyüp Kemal Sevinç, 'Yemekteyiz'in bir yemek programından çok reyting amaçlı yapılmış bir 'şov' programı olduğu görüşünde birleşti. Zaman'dan Yusuf Bülbül'e konuşan uzmanların görüşleri şöyle:

Emine Beder: Amaç reyting

Burada yemek öğretilmiyor. Amaç kesinlikle şov ve reyting. Zaten insanlar da bir şey öğrenmek için izlemiyorlar. Bizim kültürümüzde 'eline sağlık' diye bir söz var. Bu cümle burada hiç geçmiyor. Sürekli eleştiri. En çok da insanları yerden yere vurarak yapılan eleştiriler üzüyor. Keşke yemeklerin sorgulandığı bir program olsaydı. Daha öğretici olurdu.

Ayşe Tüter: İzleyici dedikoduyu seviyor

Kesinlikle doğru bulmuyorum. Bizim insanımız da maalesef dedikoduyu ve çekişmeyi seviyor. Böyle şeyler daha çok ilgi görüyor. Keşke imkânımız olsa da ekranda yemek eğitimi versek. Yemekte kıl da çıkabilir, ama bunu gözümüze sokmanıza gerek yok. Mide bulandırıcı...

Sedef İybar: Bu kadar çirkin değiliz

Yemek kültürünü yok eden bu kadar rezil bir şeye insanların ihtiyacı yok. Biz bu kadar çirkin değiliz. Böyle bir sofra kültürümüz yok. Konuşma adabımızın bu kadar aşağı olduğunu düşünmüyorum. Şu an bunları konuşuyor olmak bile onlara prim yaptırır. Keşke bana bir yemek tarifi sormuş olsaydınız.

Oktay Aymelek: Reyting için insanları zehirlemeyelim

Yemek programı değil bir kere. Hoş olmayan davranışlar ekrana yansıyor. Bir de misafirliğin adabını, usulünü yerle bir ediyorlar. Kimsenin kimseye saygısı yok. Gençlere kötü örnek oluyorlar. Yapılan işler normalmiş gibi algılanabilir. Zaten format değişmiş, dedikodu programı olmuş. Faydası yok, zararı var. Reyting için insanlar zehirlenmemeli.

Eyüp Kemal Sevinç: Mutfağımıza katkısı olmaz

Tartışmalar 'gelin kaynana' programlarını andırıyor. Yemek kültürümüze bir katkısı yok. Verilen tarifler boş. Reyting amaçlı yapılmış işler, ancak izleyici ilgi gösteriyor. Fazla uzun süreceğini zannetmiyorum.